25 Şubat 2013 Pazartesi

Arzu'nun Hamilelik Günlüğü- 29. Hafta



Hepinize merhaba! 

Geçen haftanın sansasyon yaratan yazısından sonra artık ne yazsam boş! 

Bu hafta hamile masajına gittim. Masaj yaptırmayı çok severim, hamile kalmadan önce ya hamama gidince yaptırırdım ya da yine YogaRooms’da Güniz’in ellerine bırakırdım kendimi… Bu sefer de Güniz’le randevum vardı. Güniz çok özel birisi. Ellerinin çok güzel bir enerjisi var. Şimdi ise hamileler için özel masaj yaptı bana. Masaj yatağında yan yattım, çok yumuşak, beni sakinleştiren ve rahatlatan bir masaj yaptı. En sonra karnıma, bebeğime masaj yaptı. O kadar iyi geldi sıcacık elleri, güzel enerjisi, içime mutluluk doldu. Güniz, bebeğimle hemen ilişki kurdu:

- erkek bebek mi?
- evet, nerden bildin?
- öyle hissettim

Cumartesi günü de Istanbul Doğum Akademisi’nde (IDA) emzirme ve bebek bakımı kursuna gittim. Öğretmenimiz, ebe Serpil Varlık idi. Serpil ebe çalışma hayatının uzunca bir süresini Almanya’da geçirmiş, tecrübeli bir ebe. 4 yaşında da bir oğlu var. Bence, güzel bir kurstu. Temel olarak neler öğrendiğimi yazının sonunda kısaca listeledim.

Beni hayrete düşüren ise kurstaki katılımcılardı. Her zaman Türk kadının cahilliğinden şikayet ettim. Bu kursa katılanlar ise büyük bir şirkette çalışıyorlar; yani, bu kadınlar üniversite mezunu ve en az bir yabancı dil bilen insanlar. Her türlü kaynağa ulaşımları var. Ama hamileliklerinin bayağı ilerlemiş aşamasında olmalarına rağmen, hiç bir şey öğrenmemişler. Ne doğumla ilgili ne bebekleriyle ilgili ne de kendi bedenlerinde olan değişimlerle ilgili... Çok şaşırdım! 
Doğal doğumla ilgili bilgileri yok, kendilerini medikal doğumun rutin uygulamalarına bırakmışlar, sezaryen veya epidural dışında bir doğum düşünmemişler, bebeklerinin sağlıkları ile ilgili değiller, kimyasal kozmetiklerle araları çok iyi, hamilelikte bedenlerini nasıl rahat ettirebilecekleri konusunda bilgileri yok.

Hepsi şikayet ediyor: “ay sırtım ağrıyor” “ay belim tutuluyor” “ay bacağıma kramp girdi”...

Peki, bütün bunlar olmasın diye ne yaptın? Bu çok değerli 9 ay boyunca bedenine nasıl baktın? Bedenini bu derece zorlayan bir tecrübede kendine hangi iyilikleri yaptın? “ay yapamam...” “ay vaktim yok...” “amaaan uğraşamam...” “aman çok pahalı!”

Yani, peki neye vaktin var? Cumartesi akşamı Istanbul’da iki kişi yemek yemeğe paran varsa ünkü hepsi, kurs sonrası nereye çıkacaklarını konuşuyordu), kusura bakma ama kendine biraz vakit ayırmak için de paran vardır.

- Ayyy siz ne güzel yogaya gidiyormuşsunuz...
- Evet, gidiyorum…
- Hangi günler mesela?
- Haftada iki stüdyoya gidiyorum, gitmediğim günler evde kendim yapıyorum.
- oooo hiç öyle vaktim yok… Hem dersi kim veriyormuş? Iyi bir hoca mı? Yani, ne bileyim herkes yogacıyım diye dolanıyor ortada...
- Evet, tabii Ayça cok tecrubeli ve guvenilir bir hocadır
- Yaaaa ama ben hiç yoga da yapmadım kiiii…. Nasıl olur ki? 
- Olsun, işte başlamak için güzel bir sebep, hamileliğinizde başlamış olursunuz bahaneyle. 
- Ayyy şimdi ona da para nasıl ayırayım... 

Yani, bir pusete 3000 lira veren insanlar bunlar çünkü pusetsiz mii???? Ne???

- Biz, puset almadık
- İlle almanız lazım değil mi yani, anlamadım. 
- Başlangıçta hep wrap’te olacak… ihtiyacımız yok… sadece araba koltuğu alacağız. 
- Ay yani, biz aldık puset, 3000 lira verdik yani…

- Siz normal mi doğuracaksınız? Ben daha karar vermedim sezaryan mi, epidural mi... 
- Yani, ben bunu bir seçenek olarak hiç düşünmedim…. Sezaryen, bir kurtarma ameliyatı bence. 
- Aaaa siz de tuhafsınız yani, herkes artık sezaryen oluyor yani...
- Farkındayım. Bayağı çalışmak gerekiyor doğal doğum için.
- Yani, benim doktorum anlattı… epidural en iyi seçenekmiş… ne gerek var canım o kadar acı çekmeye…
- Valla, siz bilirsiniz… sizin seçiminiz. 
- Yani, doktorumun bildiği vardır… bence siz de kendinizi biraz bırakın. 

Kendimi, ruh hastası ve kontrol manyağı bir nevrotik gibi hissettim. Ne güzel işte kendilerini bırakmışlar tamamen, ne okuyorlar ne öğreniyorlar ne merak ediyorlar… Çok sinir bozucu.

Neyse, öğrendiklerim kısmen şöyle:
  • Anne sütünün içindeki koku, rahim sıvısının kokusu ile aynı. Böylece, bebek kendini yabancı hissetmiyor. Doğumdan sonra, anne parfüm, deodorant veya kokulu şampuanlarla yıkanmamalı ki bebek onun kokusunu tanısın. Eğer, ille yıkanmak istiyorsa sadece suyla yıkansın.
  • Bebek, ne zaman doğarsa sütün içeriği ona göredir. Yani, erken doğan bir bebek için sütün içeriği daha hafif olur çünkü bebek ancak o kadarını sindirebilir.
  • Gebeliğinizin 37. Haftasından itibaren memelerinizi emzirmeye hazırlamaya başlayabilirsiniz. Bunun için: Duşta, parmaklarınızı C gibi tutup kahverengi bölgeyi geri çekin ve meme ucunu dışarı doğru çıkarın. Böyle 2 dakika kadar tutun. 
  • Evde sütyenle gezmeyin. Meme uçlarınız giysilerinize sürterek biraz sertleşsin, alışsın. 
  • Vitamin E’den zengin olan bir krem kullanmaya başlayın. Shea Butter gibi. (Lansinoh’u hayvansal içeriğinden ötürü tavsiye etmedi).
  • Duştan sonra sert havlularla kurulanın, hırpalamadan
  • Eğer şimdiden sütünüz gelmeye başlamışsa, meme kalkanı kullanarak bu değerli sıvıyı kurtarabilirsiniz. Dünyanın en kaliteli kremidir.
  • Doğumdan sonraki ilk 1 saat içinde emme refleksi ortaya çıkar. Bu refleks tam olarak ortaya çıkmadan, memeyi bebeğin ağzına vermeye çalışmayın. Bebek, hazır olduğunda dil hareketleri yapmaya başlar. Ağzıyla yalayarak, memeyi ıslatır. Kokuyu tanır. Bebeği yönlendirmeye gerek yoktur.
  • Doğum başlayınca, hamilelik süresince bastırılan süt üretme hormonları serbest kalır.
  • Kolostrum, sadece 1-2 yemek kaşığı kadar gelecektir çünkü bebeğin midesi sadece bir erik kadardır. Bu kadar az miktar ona yetecektir. Kolostrum, bebeğin ilk aşısıdır.
  • Doğumdan itibaren bebek ağırlığının 10%unu kaybeder. 1-2 hafta içinde bu kilo geri gelecektir.
  • Annedeki her antikor, süt ile bebeğe geçer.
  • Endorfin anne sütünde bulunur. Bebeği, anne sütüne bağımlı yapar ve bebek huzurlu/mutlu olur.
Süt 3 aşamada gelir: 
  1. Kolostrum
  2. Geçiş Sütü
  3. Olgun Süt
Doğumdan itibaren çok emzirin ki geçiş sütü çabucak gelsin. Bu aşamada 2-3 saatte emzirmelisiniz. Eğer uyuyorsa, en geç 3 saat sonra uyandırın (Dikkat! Sadece geçiş sütü aşamasına gelinceye kadar bu geçerli). Bunun için, altını değiştirebilirsiniz. Yani, uyur durumda olmamalıdır ki güzelce emsin.
  • Geçiş sütü 3-5 gün içinde gelecektir. Bu aşamada, göğüsler sertleşir, büyür ve ateş olabilir. Endişe etmeyin, bu ateş geçicidir.
  • Olgun süt yaklaşık 10. Günden itibaren gelecektir.
  • Pompaya ihtiyacınız olup olmayacağını doğumdan sonra karar verebilirsiniz. 
  • Bebeğe süt verirken, rejim yapmayın ki sütün kalitesi düşmesin. Hamileliğinizdeki gibi kaliteli ve sağlıklı beslenmeye devam.
  • Emzirmeden sonra, memelerinizi hemen kapatmayın. En son gelen sütle 1-2 damla uçlarını ovun. Açık bırakın. 10 dakika kadar havalansın.
  • Krem sürmeniz gerekiyorsa bu 10 dakikadan sonra sürün ve 10 dakika daha bekleyin. Vitamin E içeren doğal bir kremi, silmenize gerek yok.
  • Emzirirken, her zaman bebek memeye gelmeli. Siz, bebeğe gitmeyin ki sırtınız ağrımasın.
  • Mutlaka göbek göbeğe kavrayın ki bebek boynunu çevirmek zorunda kalmasın.
  • Bebeğin elinden eldivenleri çıkarın ki, teninize dokunsun.
  • Sütü emdikten sonra, emme refleksini tatmin etmek için bırakın biraz memede kalsın.
  • Memede uyuyakalırsa, beslenmesi yarım kalmaması için ayaklarını, kulaklarını uyararak uyandırın ki memeye devam etsin.
  • Memeyi, bebeğin ağzından çekmeyin. Küçük parmağınızla ağzını açarak kavramasını sonlandırın.
  • Olgun süt evresinde artık herşeyi bebeğin kendi ritmine göre ayarlayabilirsiniz.
Eğer, memeleriniz sertleşirse bir kaç şey yapabilirsiniz:  
  • Ayva çekirdeklerini bir gece suda bekletin, oluşan jöleyi meme uçlarınıza sürün.
  • Siyah çayın 1 dakika kadar demlenmiş yapraklarını bir bezle uygulayabilirsiniz. 
  • Soğuk yoğurt ile kompres yapabilirsiniz.
  • Beyaz lahana yapraklarını haşlayıp, kompres yapabilirsiniz.
  • Hassas memeyi dinlendirmek için, beslemeden sonra emme refleksi için diğer memeyi kullanın. 
  • Ateşiniz varsa, sirkeli kompres yapın. Bu durumda 3 gün kadar yatak istirahati iyi gelecektir.
Emzirme ile ilgili ayrıntılı bilgiler ve öneriler için bkz: Tomris'in Emzirme Notları Yazı Dizisi.
 
Az önce doulam Sima konuştum, beni en çalışkan hamilesi ilan etti! Koltuklarım kabardı ama yarın Sima bizim eve gelecek, biraz çalışmak için. Çalışkanlıktan kazandığım puanları tertipten kaybetmek istemiyorum… evi biraz toparlamam lazım :)

Gelecek hafta görüşmek üzere...

Arzu 

3 yorum:

  1. Arzu, gerçekten çalışkan ve bilinçli bir hamilesin, eminim harika da bir anne olacaksın. İçgüdülerimiz, doğamız, iç sesimiz zaten bize pek çok şeyi gösteriyor, inan bana, şimdi okuyunca düşündüm de bu yazdıklarının bir çoğunu tabii ki ben de araştırmıştım, sormuştum, öğrenmiştim ama bir kısmı da içimden gelerek yaptıklarımdı. Emzirirken bebek sana gelsin, sen ona gitme kısmı çok önemli, ben kendimi hiç düşünmeden emzirdim tam 22 ay, sonra bel, boyun ve sırt ağrıları miras kaldı o günlerden bana ve bugüne kadar dik yürüyüşümle dalga konusu bile olan ben, bildiğin kamburlaştım. Aman dikkat!

    YanıtlaSil
  2. Ne mutlu bilincli annelere ve onlarin bebeklerine!
    Benim de en cok sasirdigim mevzu olmustur bu gercekten, etrafimda bebek bekleyen kisilere ogrendiklerimden bahsettigimde yuzlerindeki 'Kasma bu kadar, ne ugrasiyorsun, ne gerek var, bla bla bla' ifadeleri hep sinirime dokunmustur. Ben hafta hafta bebegin gelisimini takip etmeye ve bedenimi dinlemeye ozen gosteriyorum, hatta yasadigim degisimleri not aliyorum ki diger gebeliklerimde karsilastirma imkani bulabileyim. Bir kadin hamileliginin ilk gununden itibaren anne olmustur ve bundan sonraki hayatini da bebegine gore sekillendirmek durumundadir, ogrendikleri de daha kaliteli ve bilincli bir anne olmasi icin hep birer artidir. Ki su anda bebegimin sagligi ve iyi olmasi disinda baska bir derdim de yok, tabii ki ogrenmem gerekenleri ogrenecegim.

    Emzirme ile ilgili Tomris'in anlattiklarindan cok istifade ettim acikcasi, kafamda nasil olacak acaba diye dusundugum bir cok mevzuda aciklamalari icimi rahatlatti, ilerleyen yazilarini da sabirla bekliyorum, zira annelik sabirli olmayi gerektiriyor :)

    Kolostrum ne kadar sure icinde geliyor ve (olur ya) bebegin yanimizda olmamasi halinde bu sutu kacirma korkusu var acikcasi bende. Elle sagarak muhafaza edilmesi ne kadar saglikli olur, iceriginde kayip olur mu dersiniz?
    Bir de her emzirmede sadece tek memeyi vermek gerektigine dair bir yazi okumustum, bir sonrakinde de digerini, boyle yapmamiz daha mi verimli olur bebegin beslenmesi icin acaba?

    Eren biz annelere cok guzel bilgiler sunuyorsun, Arzu, sen de gayet iyi ediyorsun!
    Tesekkurler guzel anneler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahar Hanim, yazdiklarinizda emzirme ile ilgili sorulari simdi fark ettim.
      Ben de sizin dusundugunuz gibi dusunmustum ilk dogumumda. Sezaryen olacagi icin onceki aksam biraz sagsam, dogumdan sonra kavusmamiz bir kac saati bulacak, o sirada verseler diyordum ki doktorum (pediatristimiz) sakın ha dedi. Sonradan baktım, haklıydı. En güzeli ve faydalısı bebeğin kolostrumu direkt memeden alması.

      Allah korusun olur ya kolosturumu sağmanız gerekirse (allah korusun bebekten ayrı düşerseniz) sağma işini pompa ile değil elle yapın ve biberona değil küçük steril bir kaba koyun. Zaten küçük miktarda gelen, bal gibi zor akan bir sıvı. Pompa ile biberona sağarsanız kolostrumun bir kısmı pompada kalır, biberonda zor akar zaten, bebek bunu alamaz. Bu sıvının damlası kıymetli, milyon dolar verseniz o faydayı başka şeyle sağlayamazsınız.

      Her emzirmede kaç meme vermek lazım konusunu şu yazıda ele aldım. http://bebekyapimbakimonarim.blogspot.nl/2013/03/tomrisin-emzirme-notlar-6-temel.html

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım