9 Şubat 2013 Cumartesi

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü- Bölüm 11

Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 1. bölümü burada2. bölümü burada3. Bölümü burada4. Bölümü burada5. Bölümü burada6. Bölümü Burada7. Bölümü Burada8. Bölümü Burada, 9. Bölümü burada, 10. Bölümü burada

Herkese merhaba!

Zamanın ne kadar da çabuk akıp geçtiğine inanmak zor. Ben şu son iki üç haftadır, bir şekilde konsantrasyonumu "bebek yapmak" dan çok kendi sağlığıma çevirmiş durumdayım. Eğer gelecekteki bebeğimin sağlıklı olmasını istiyorsam, bunu zaten mutlaka yapmak zorundayım. Kendime iyi bakmalı; sağlıklı ve dinç olmalıyım ki, aşkımızın meyvesi de sağlıklı bir bedene tutunsun.

Bir çoğunuzun bildiği üzere migren ataklarımdan malesef kurtulamıyorum. Geçen hafta, en sonunda yeni nöroloğumla tanıştım. Bir oturuşta, dakikalar boyunca migren geçmişimi anlattım. Sadece geçtiğimiz Ocak ayında 25 gün ağrım olduğunu söylediğimde, kendisi de ufak çaplı bir şok geçiriyordu. Hayatım, bu illet yüzünden tamamıyla bloke olmuş durumda. Artık çalışamaz hale geldim. Zaten, normalde de ayda sadece 6 gün çalışmam gerekiyor-du; artık onu bile yapamıyorum. İşyerindeki imajım da çok sarsıldı.

Nörologla yaptığımız konuşmadan sonra, benim sürekli bir ilaca başlamama karar verdik. Bu kararı istemeye istemeye aldım, çünkü ilaç kullanmaktan genel olarak hoşlanmayan biriyim. Ayrıca gerçekten hassas ve allerjik bir tipim; olur olmadık ilaçlara ya da besinlere garip fizyolojik tepkiler verebiliyorum. O yüzden, bu zamana kadar olan en pratik çözümüm; gittiği yere kadar ilaçsız devam etmekti. Amma ve lâkin bu durum, migren hastalığıyla malesef pek mümkün değil. Çünkü büyük krizlerin önlemi olarak yapılabilecek en akıllıca çözüm -ki bunu da 10 sene inatla ağrı çektikten sonra, daha bir kaç hafta önce uygulamaya başladım- ağrı başlar başlamaz hemen ilaç almak ve ağrının artmasına izin vermemek.

Zaten geçen haftalarda migren konsuna ayrıntılı bir şekilde değinmiş olduğumdan, bu hafta olaya başka bir bakış açısı getireceğim.  Belki o zaman, neden kendime bu derece dikkat etmek istediğimi ya da "Aman canım, ne olacak; yapayım gitsin." diyemediğimi daha iyi anlatmış olurum. Bu hafta, hasta bir anneye sahip olmanın ne demek olduğuna yüzeysel olarak değinmek istiyorum.

Benim annem, hasta bir anneydi. Migren değil, böbrek yetmezliği vardı. Ta bana hamileyken hastaymış, fakat doktorların uyarısına rağmen beni dünyaya getirmiş. Ben çok küçükken, bir kaç sene boyunca diyalize girdi ve ben 8 yaşımdayken böbrek nakli oldu. Nakil olduktan sonra da hayatının sonuna kadar ilaç içmesi gerekiyordu ve asla sağlıklı bir insan gibi yaşamadı. Bir çocuk olarak, hep hasta bir anneye sahip olmak zordu. Çok kısa bir süre öncesine kadar, hep onun öleceği korkusuyla yaşadım. Sürekli gözlerimin önünde bayılır, haftanın belirli günlerinde diyalize girer, hastalanır, tansiyonu çıkar ve bu sürekli böyle giderdi. Bir çocuk olarak, bunlarla başetmesi hep zordu. Denize giremezdi, benimle oynayamazdı, ağır taşıyamazdı; el bebek gül bebek bakılması gerekirdi. Biraz da nazlıydı... Onun açısından zordu, evet. Ama benim açımdan da zordu. Gözlerimi hasta bir anneyle açmıştım dünyaya. Bana asla kendisi bakmamış ya da bakamamış olan bir anneyle... Anneannemdi benim annem.

Şimdi kendime dönüp baktığımda, ben sağlıklı olmak istiyorum. Kendi annemle yaşamak isteyip de yaşayamadıklarımı, olur da nasip olursa kendi çocuğumla yaşamak istiyorum. Ayrıca, benim onu emanet edebileceğim bir anneannesi olmayacak. Belki babaannesi ve dedesi olur; fakat onlar da oldukça yaşlılar.

Tabii nörologla konuşurken bunların hiç birini anlatmadım; fakat aklımdan sürekli olarak geçenlerdi bunlar. Annem beni, doktorlar onu sağlığından dolayı uyardıkları halde neden dünyaya getirmişti? Bakamayacağını bildiği halde?! İşte bu noktada yine dönüp dolaşıp aynı soruyu soruyorum kendime; "İnsan, neden körü körüne çocuk sahibi olmayı ister ki?" İnsan neden şu anda attığı adımın getireceklerini düşünemez ya da düşünmek istemez? Sorumsuzca davranmak, aslında o kadar ağır bir şeydir ki; insan, buna nasıl bu kadar kolay cesaret edebilir?

Ben, yaşadıklarımdan öğrendiğim ölçüde buna cesaret edemiyorum: körü körüne, sadece istiyorum diye hareket edemiyorum. Evet, ben çocuk sahibi olmayı çok istiyorum, çok ama... Gözlerim doluyor hep bu düşünce aklıma geldiğinde ya da bir çocuk - bebek gördüğümde. Fakat, şu an içinde bulunduğum duruma dönüp baktığımda, istediğim halde, sağlığımın bugün için buna pek izin vermediğini görüyorum.

Son günlerde bir bıkkınlık var üzerimde. Halbuki öyle sıkı sıkıya tutunuyorum ki hayata. Ama düşünün; hiç durmayan ve bitmek tükenmek bilmeyen bir beyin ağrım var! Asla geçmiyor. Bu, o kadar yıldırıcı birşey ki... Hangi biriniz, evde bulaşıkları yerleştirirken ağlar? Ağlıyorum, çünkü migrenden dolayı her sesi beş kat daha fazla duyuyorum. O tabak çanağın sesi, sanki kulaklarımdan girip kafatasımın içinde zonkluyor; katlanamıyorum. Çoğu zaman evde hiç iş yapmıyorum; bütün gün yatıyorum. Sevgilim eve geldiği zaman, bütün gün çalışmış olduğu halde, evi kendi topluyor. Ve ben mahçup oluyorum. Kendimi daha da mutsuz hissediyorum. Migren, hiç bir şey yapmama izin vermiyor. Ve ben, yıllar önceki o küçük Derya`yı hatırlıyorum. Annemle denize girmek isterdim, o işten geldikten sonra onunla oyunlar oynamak isterdim, hasta olduğunda üzülürdüm; sağlıklı olsun isterdim. Şimdi, ben büyüdüm; anne olmayı istiyorum. Fakat öyle garip bir durum içindeyim ki son zamanlarda; sanki hayatım asla migrensiz olmamış gibi... Geçmiş zamanlarda nasıl sigara içerdim, nasıl uykusuz kalırdım; vücudum nasıl izin verirdi de çalışabilirdim... Migrensiz bir hayat nasıldı, hatırlayamıyorum. Artık her ağrı geldiğinde ağrının şiddetinden dolayı değil ama, yine gelmiş olduğu için ağlıyorum. Yine, yine, yine... Vazgeçmiyor, beni terkedip gitmiyor.

İçiniz karardı belki. Ama düşünün, ben anne olmak istiyorum. Fakat hiç ara vermemecesine, beni hayattan bezdirircesine başım ağrıyor, sürekli midem bulanıyor ve günlük hiç bir aktivitemi yapamıyorum. O yüzden teslim oldum; artık ilaç kullanıyorum. Doktor, ilk üç hafta etki etmez dedi. Yavaş yavaş gösterirmiş etkisini. Önceleri yorgun hissedebilirmişim kendimi; o yüzden ilk hafta geceleri yatağa gitmeden yarım doz alacağım. İkinci hafta sabah ve akşam yarım doz, üçüncü hafta sabah yarım, akşam tam doz ve dördüncü hafta sabah ve akşamları tam doz alacağım, hep almaya devam edeceğim. O zamana kadar hâlâ bu derece şiddetli ve uzun süren ağrılarım olursa ağrı kesici almaya devam edeceğim. Zaten hamilelik hazırlığı için kadın doğum doktorumun verdiği tiroid ilaçlarını her gün alıyorum. O da iki farklı doza çıktı; bir gün 50 mg, diğer gün 75 mg alıyorum. Gün ortasında da bir adet folik asit ve Omega 3 kapsülü. Fakat yine de bu migren ilacı bir ümit benim için; belki işe yarar.

Şikâyet etmiyorum; aklıma hep daha kötüleri geliyor ve şükrediyorum. Ama işin garibi ne, biliyor musunuz; bütün bunlara rağmen, kontrole gittiğimde eğer ağrım yoksa sağlıklı bir insan sayılıyorum. Çünkü bütün değerlerim normal. (Çok şükür.) Bu migren gerçekten çok sinsi bir hastalık. Var ama yok...! Sağlıklısın ama hastasın!

Anlayacağınız, ben bu aralar bebek hayalleri kurmaktansa, yeniden sağlıklı olacağım günlerin hayalini kuruyorum. Spor yapabilmek, yeniden çalışabilmek, haftalık alışverişe güle oynaya gitmek ve sürekli hasta görünmek yerine sevgilimi o işten geldiğinde, eskisi gibi kapıda gülerek karşılayabilmek istiyorum. Bana güç veren çok insan var; gerçekten hasta olup da anne olmuş ve hastalıklarını yenmiş, sağlıklarına kavuşmuş annelerin hikâyelerini okuyorum. Ama bir de, benim kendi annemin ve benim hikâyemiz var; günün birinde tıkanıp kalan ve hatta yok olan...

Bu aralar herşeyi düşünmeyi ve kafa yormayı bıraktım; sadece kendime konsantre oluyorum. Çünkü gerçekten; herşeyden önce sağlık! Allah bizi sağlığımızla ve sevdiklerimizin kayıplarıyla sınamasın. Hâlâ heyecanla baharın gelişini bekliyorum. Kim bilir; belki güneş gerçekten her derde deva olur.
Her gün gülümsemeyi unutmayın ve bir sonraki yazıya kadar aşkla kalın!

Sevgiyle,

Derya

8 yorum:

  1. Bir migrenli olarak deryaya en büyük tavsiyem eğer imkanı varsa migreni için akupunkturu denemesi.Birkaç seneye kadar çok fazla migren atağı yaşayan ben bir süre akupunktura gittikten sonra inanılmaz derecede fark gördüm kendimde.
    Etrafımdaki migrenli herkese de tavsiye ediyorum lütfen akupunkturu deneyin diye..
    Eminim bir süre sonra ataklar azalacak ve baş ağrınız en fazla ayda 1e düşecektir ki bu çok iyi bir rakam migrenli için,sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili uyduruk prenses (Bu arada ne güzel bir rumuz bu böyle!)
      Yorumun için teşekkür ederim. Biliyorum, çok kişiden duydum. Fakat şu anda maddi olarak akapunkturu karşılamam pek mümkün değil, malesef sigorta da ödemiyor.
      Yine de teşekkür ederim. Sevgiler benden ;)

      Sil
  2. Of, benim de migrenim var ama bu kadar sık tutmuyor. Ve fakat başımın sol tarafında migren kadar şiddetli olmasa da bir ağrı var ki 1,5 senedir istisnasız her gün ağrıyor-du. Taa ki, gluteni hayatımdan çıkarana kadar. Hashimoto tiroidi çıkmıştı ilk hamileleliğimde, bundan 4 sene önce. Sonra 75mg'lık tiroid ilacı kullanmaya başladım. Yaşam kalitem, enerjim düşmüştü ve son olarak da bu ağrı eklenmişti. Yanısıra, sırtımda fibromiyalji ağrısı, zaman zaman kaşıntı, kafa dağınıklığı, sinir-stres ve başka birkaç şey daha.

    Sonra hashimoto tiroidi ve gluten intoleransı arasındaki ilişki hakkında okudum ve denemeye karar verdim. 5 hafta boyunca glutensiz beslendim. Ve inanılmaz bir şekilde tüm ağrılarım ve diğer sıkıntılarım geçti. Şimdi geçtiğimiz hafta tekrar glutenli gıdalar yedim ve gördüm ki eski semptomlar daha ciddi bir şekilde geri geldi. Tabii ki hemen tekrar gluteni hayatımdan çıkardım. Ve fakat vücuttan tamamen atılması için 6 ay geçmesi gerekiyormuş. O yüzden bir daha asla diyorum. Ağrılarla yaşamak istemiyorum.

    Gluten intoleransı olup olmadığını testlerle anlamak biraz zormuş. İnce bağırsaktan biyopsi yapılması gerekiyormuş. Bir yöntem de yukarıda bahsettiğim 4-6 hafta glutensiz gıdalarla beslenip, sonrasında gluteni tekrar vücuda tanıtmak. Eğer bir değişiklik olmuyorsa, sorun yok demektir. Doktorunuza bir de bu konuda bir danışın isterseniz.

    Bebeğinizle birlikte, ağrısız bir yaşam diliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Mor Bisikletçi,
      Değerli yorumun için teşekkür ederim. Kesinlikle ciddiye alıp, konu hakkında araştırıp hemen uygulamaya alacağım!
      Çok teşekkür ederim.
      Sevgiler.

      Sil
    2. Rica ederim. Gluten alerjisi ve Hashimoto Tiroidi uzerine Pratik Anne yazmisti, istersen oradan baslayabilirsin okumaya: http://pratikanne.com/2012/10/hasimoto-ve-gluten-hassasiyeti.html

      Not: Bu blogda yazildi mi bilmiyorum, yazildiysa kusura bakmayin.

      Sil
    3. Tamam, çok teşekkür ederim ;)

      Sil
  3. Merhaba,
    Benim eşim de var migren nasıl bir ağrı çektiğini çok iyi biliyorum.
    Geçtiğimiz sene ABD den bir ilaç getirttik kafein ve aspirin var içinde bir araştırın derim, bize oldukça faydası oldu.
    Geçmiş olsun...

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım