16 Şubat 2013 Cumartesi

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü- Bölüm 12

Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 1. bölümü burada2. bölümü burada3. Bölümü burada4. Bölümü burada5. Bölümü burada6. Bölümü Burada7. Bölümü Burada8. Bölümü Burada, 9. Bölümü burada, 10. Bölümü burada, 11. Bölümü burada

Herkese Merhaba,

Işık hızıyla bir haftayı daha arkamızda bıraktık. Bol aksiyonlu ve koşturmacalı ama aynı zamanda aşk dolu bir haftaydı.  Önce sevgilimin doğumgünü, hemen ardından Sevgililer Günü ve evlilik yıldönümümüz derken, bu hafta kutlayacak çok şey bulduk. Pek eğlenceli ve bol gülücüklü günlerdi; umarım her günümüz böyle olsun.


Fakat bunların dışında beni mutlu eden başka şeyler de oldu; mesela güneşin açması, bir iki gün de olsa! Burada, son 60 yılın en karanlık kışı yaşanıyor. Uzuuun haftalar boyunca hiç güneş yüzü görmedik ve bu yüzden neredeyse toptan bunalıma girdik! Yılın 11 ayı güneşin parladığı ve 9 ayının neredeyse yaz gibi geçtiği bir memleketten (İzmir) geldiğimi düşünürsek, bu güneşsizlik iliklerime işliyor diyebilirim. Geçenlerde bir pazar günü, güneş en sonunda yüzünü çekinmeden göstermeye karar verince resmen bayram ettik! Bildiğiniz, çocuklar gibi şendik! Hava soğuk olduğu için kendimizi atkı ve berelerle bir güzel paketleyip soluğu doğanın uçsuz bucaksız kollarında aldık. Uzun soluklu yürüyüşler yapıp temiz havayı ciğerlerimize çektik. Bazen durup yüzümüzü güneşe çevirdik ve gözlerimizi kapatıp güneşin iliklerimizin içine kadar dolmasını bekledik. Tabi, benim bu güneşli havaya sevinmemin başka bir nedeni de, migrenime iyi geleceğini tahmin etmemdi. Artık aldığım ilaçların yavaş yavaş etki etmeye başlamasından mıdır, yoksa güneşin bir iki gün de olsa yüzünü göstermesinden midir bilinmez, artık ağrılarım gün içinde biraz nefes aldırır oldu. Bu bahsettiğim aralar hâlâ çok uzun değiller, ama umarım yakında o da olacak.  Bu farkı, doktorun tavsiyesiyle tuttuğum takvimde de açıkça görmek mümkün.  Bazı günler, migren ilacının yanında o kadar sık ağrı kesici almak zorunda kalmıyorum ya da bazı günler ağrılarım o kadar uzun süreli olmuyor. Yakında bu takvimi işaretlemek zorunda kalmayacağım günlerin gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum.


Buna rağmen, artık her atak gelişinde moralim bozuluyor. Mesela, yukarıda anlattığım şen şakrak doğa gezintisinden hemen sonra kriz tuttu ve ben yine kendimi karanlık bir odaya ve boyu boyunca uzanmaya mahkum etmek zorunda kaldım. Bir an, bir şeyin tadını çıkarıyorsam; hemen ardından mutlaka yine o iğrenç ağrıyı çekmek zorunda kalıyorum. Bu da haliyle sinirlerimi bozuyor. 

Geçen hafta okulda bu dönem mezun olanların sergisi vardı; kendimi ilaçlarla yükledim ve görmeye gittik. Orada tabii ki birlikte okuduğum kişilerle de karşılaştık. Beni akşama verecekleri veda partisine davet ettiler; gözlerim dolarak reddetmek zorunda kaldım. Başka biriyle iki gün sonra buluşmak için sözleştik. Ve tam da buluşacağımız gün şiddetli bir atak geçiriyor olduğum için arayıp iptal etmek zorunda kaldım. O arkadaşım, sadece sergi için 2 günlüğüne başka bir şehirden gelmişti; görüşemedik. Ve ben, her reddetmek ya da iptal etmek zorunda kaldığım davet için veya her güzel geçen bir kaç saatin ardından yine kesilmeyen ağrılara maruz kalmak zorunda olduğum için üzülüyorum. Şimdilik yüzümü asmaktan, boynumu bükmekten ve yine de arada bir kaç saat ağrısız kalabildiğim için şükretmekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Hayata ara vermiş gibi hissediyorum kendimi ve bu ara sırasında en çok spor yapabilmeyi özledim. Bir kadın olarak gururla erkeklerin arasında ağırlık çalışan, haftanın 6 günü spor salonuna giden ve en az 4 günü açık havada 45 dakika ila 1 saat süreyle koşan biri olarak, bu sporsuz günler hem bedenime hem de neşe durumuma pek yaramıyor. Noel`in hemen ardından başladığım spor ve diyet ikilisini malesef ardı ardına gelen ve kesilmek bilmeyen migren atakları yüzünden devam ettiremedim ve kilo aldım. Bir yandan, bebek denemesi için ümidimi kaybetmek istemiyorum ama aynalara baktıkça yüzümün buruşmasına da engel olamıyorum. Ben asla podyum modelleri gibi olmadım, fakat sürekli spor yaptığım için ve afrikalı genlerimden dolayı atletik sayılabilecek hatlara sahiptim. Şimdi puding gibi gezince ve bu halimi de sık sık aynada gördükçe moralim bozuluyor. Mayıs`a kadar tekrar forma girmemin tek yolu, spora başlamam ve bunu ancak migren izin verirse başarabilirim. Şu lanet hastalığa bağımlı olmak hiç hoşuma gitmiyor. Ama dediğim gibi; umudum var, bu ilaçlar yavaş yavaş işe yarıyor gibi. Her gün "Acaba bugün koşuya gidebilecek kadar zinde olacak mıyım?" hevesiyle kalkıyorum. Hatta; "İlacımı içtim, ağrı biraz hafiflesin hemen giyinip atacağım kendimi sokağa." bile diyorum. Ama nedense ben her böyle dediğimde o bütün gün sürüyor ve hevesimi kursağımda bırakıyor. Artık ona karşı inatçı davranmamayı da öğrendim. "Nasılsa bugün ağrım az, bedenimi birazcık hırpalayabilirim." dediğimde beni hemen buna pişman ediyor! O yüzden sabırla huyuna gitmem gerek.

Fakat şu kilo meselesine çok taktım şu son günlerde. Olur da spora başlayabilirsem ilk gebelik denemesine kadar belki bedenimi biraz toparlayabilirim. Ama okuduğum her yerde "Fazla kilolarınızdan kurtulmadan gebe kalmayın." diyor. Benim evdeki hesabım, maalesef çarşıya uymadı. Haftalar boyu hasta bir şekilde yatmak zorunda kaldım. Psikolojimi hazırladım; kendimi her geçen gün anne olmaya daha çok yakın hissediyorum. Fakat bedenim su koyuverdi! İstediğim, hayal ettiğim gibi hazırlanamadım. Önümde hâlâ zaman var; hatta hesaplarıma göre üç aşağı, beş yukarı 10 hafta kadar. Şu anda, hamile kalmak istediğim kilodan yaklaşık 16 kilo fazlam var. Ama bunda kaslarımın erimesinin ve onların yerine yağların yerleşmesinin de rolü olduğuna inanıyorum. Migren ataklarından hemen önce yaptırdığım son ölçümde, vücudumun sadece 46 kilosunun kas olduğunu öğrendim. Yani benim kiloya değil, yağ oranına endeksli ölçüm yapmam gerekiyor. Ama az da değil; 40 beden olmuşum ve çok katlı puding gibi görünüyorum! Kaslarım da eriyince iyice jöle kıvamına gelmişim. Sormak istediğim; siz hamile kaldığınızda kaç bedendiniz ve kaç bedende doğum yaptınız? Kilonuz ve yağ oranınız, hamileliğinizi ve doğumunuzu nasıl etkiledi? Bu durum yüzünden ne tür zorluklarla karşılaştınız? Hamile kalmadan önce bir kaç kilo daha vermiş olmayı diler miydiniz? Bel ve sırt ağrılarınız, kilonuzdan dolayı daha fazla mıydı? Yoksa kilonuz normal ve hamileliğiniz rahat mıydı?

Şu anda mesela karın kaslarıma ulaşmak istediğimde işaret parmağım, neredeyse ikinci eklemine kadar karnımda kayboluyor. :)) Böyle anlatınca komik geldi ama aslında komik değil! Yağ oranımın da malesef %26 `ya kadar ulaşmış olduğunu tahmin ediyorum. Bu şekilde hamile kalmaya cesaret edemem! Psikolojiyi düzelttik, migreni de yakında kontrol altına aldık diyelim; bu yağlarla ne yapacağım ben? Okuduğum her yerde "Hamile kalmadan o yağlardan kurtul!" yazıyor ve eminim haklılar. Spora başlayabilsem, kurtulacağım. Gördüğünüz gibi; sürekli kendi içinde dönen bir kör çemberde gibiyim. Bir yandan da vazgeçmek istemiyorum; hâlâ her gün tiroid ve folik asit haplarımı alıyorum. Son ana kadar hazırlıklarımı yapmak istiyorum ve o an geldiğinde ne yapacağıma karar vermek istiyorum. Fakat yalnızca fazla kilolarım yüzünden de vazgeçmek istemiyorum. Ama şu kilomun üzerine bir de hamile kalırsam, ufak çaplı bir sumo olarak dünyaya getirebilirim bizim Aşk Meyvesi`ni... Ki, bunun da o minik canlı için pek sağlıklı bir şey olduğunu sanmıyorum. Düşünce gücüyle zayıflanabiliyor olsaydı keşke... Benim o zamana kadar şu migren lanetini kontrol altına almam ve eski günlerdeki gibi disiplinle spor yapmaya başlamam gerekiyor.

Önümüzdeki hafta artık 20`li yaşlarıma da veda ediyorum. 30`lu yaşlarımı karşılarken daha sağlıklı, zinde ve migrensiz olmak istiyorum. Sağlıklı bir bebek için, illâ ki sağlıklı bir anne! Vazgeçmek yok, sağlıklı yaşama sıkı sıkı tutunmak ve abur cuburdan kattiyen uzak durmak ve düzenli spor yapmak gerek. Güzel yorumlarınızı ve benimle paylaşacağınız tecrübelerinizi heyecanla bekliyorum.
 

Bir dahaki yazıya kadar aşk ve sağlıka kalın!

Sevgiyle,


Derya

8 yorum:

  1. ben tam 40 kg aldım hamileliğimde bebeğim şuan 83 günlük ve 40 kgnin 25i üstümde çok canım sıkılıyor bence gebelik tuhaf bi süreç ne olacağını bünyenin nasıl tepki vereceğini bilmiyorsun ben 3 kg aldığımı bilirim haftada öle aşırı bi yemeylede değil ama işte çok farklı bir deneyim o süreci nasıl atlatacağını bilmediğin için bence önce kgleri at sora bebeği kucakla :) ağrılara gelince gebeliğimde menapozu ve yaşlılığı yaşadım :) bel ayak diz ağrım hala mevcutt amacım canını sıkmak değil bu süreci sağlıklı atlatmana yardımcı olmak
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Aslı,
      Vallahi gözüm korkmadı desem yalan olur :) Ama bir yandan da kulağıma küpe olsun diyorum :)
      Sevgiler

      Sil
  2. 70 kiloyla hamile kaldım. doğuma 1-2 hafta kala tartıda 90'ı gördüm ve bir daha tartılmadım:) şu an bebeğim 5 aylık ve ben 78-80 arası bir kilodayım. rejim yapmayı hiç sevmem. emzirdiğim için çok takmıyorum ama nereye kadar, yaz geliyor :(
    ayrıca da insan hamileyken gözü dönüyor ne yediğini bilmiyor. sağlıklı beslendim evet hayatımın en sağlıklı beslendiğim dönemiydi ama insan doymuyor. doysa az yese de kilo alıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok dikkat etmek ve gebe kalmadan mutlaka bir kaç kilo vermek gerek o halde :)

      Sil
  3. Merhaba,
    Ben 13 haftalık gebeyim. Bebek için sabırsız davrananlardanım. Hazırlık sürecinde vermem gereken tam 14 kg vardı.İdeal kilom 62 idi. Maalesef 76 kg ile gebe kaldım. tam 40 beden iken. 3 ay bitti 4. ayın ilk haftasını geride bıraktım. şu anda 77 kg olmuşum. İlk 3 ay bulantı kusma şikayetim iştahsızlığım hiç olmamasına rağmen kilo almadım. Sadece genişledim. İlk aydan itibaren 42 beden oldum. bel basen göğüs büyüdü. Ama kilo değişmedi. Tek ilginç şey gebelik öncesi tatlı yeme arzumun kaybolmasıydı. Ben tatlı delisiyim. Şimdi tatlı yerine sadece portakal suyu içebiliyorum. Ayda bir kere de tahin pekmez tadıyorum. Çok aşırı dikkatli olmasam da yediklerimi seçiyorum. Faydasız şeyler yemiyorum. Ve sakin yol alıyorum şimdilik. Aylar sonra nasıl biter bu macera bilemiyorum tabi. 90 kg olduğumu düşünmek bile istemiyorum. Ancak Biraz kilolu gebe kalanların çoğu beklenenden daha az kilo alıyor öyle gözlemliyorum. Tabi bu hep böyle olmayabilir. Eren beni kesecek :) İdeal kiloda gebe kalmak en güzelidir. Kilo sebebiyle oluşacak, komplikasyonlara fırsat vermez. Aynaya baktığımda canım sıkılıyor ne yalan söyleyeyim. Keşke incecik gebe kalabilseydim diyorum. Çünkü doğum sonrası emzirme döneminde anne-kadın olduğumda ince olmayı hayal edeceğim biliyorum. İnce görünmediğim için bu benim canımı sıkacak hatta.. Verebildiğin kadar ver derim. ama kendini heba etmeden. Sağlıkla ver ki sağlıklı vücutta sağlıklı bir bebeğin olsun. Bir de çim suyu diyorum çim suyu bana da Eren fısıldadı.. Çim suyu bizi çok güzel besliyor. Bebeiğimizin iyi gelişimini ona borçluyuz. Hatta bebeğimizi bile ona borçlu olduğumuzu düşünüyoruz..

    Tüm her şey istediğin gibi sağlıkla olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Tebrik ederim gebeliğini canım, umarım tam istediğin gibi, sağlıkla geçirirsin bu günlerini. Biz, seninle neredeyse aynı gibiyiz. Çok iyi oldu bu yazdıklarını okuduğum. Kendimi gördüm resmen! :)
      Sevgiler.

      Sil
  4. 58 kilo ile hamile kaldim 16 kilo aldim ve 74 ile doguma gittm. 2 bucuk kilo bir can dogurdum eve geldim 72 kiloyum nasil oldu anlamadim :)) ama hizla kilo vermeye basladim hem de gunde 4-5 tane seker hamurlu kurabiyeler yiyerek. bebegimm 23 gunluk bn 68 kiloyum. emzrmek yavas yavas eritiyor sanirim. bnce ideal kilondan +- 5 kg kndine opsiyon tanimali insan bilincli hamilelikse ertelenmeli yoksa kilolar buyuk sorun

    YanıtlaSil
  5. 60 kiloda hamile kalıp 78 ile doğuma girdim (1.70 boyundayım) doğumdan 20 gün sonra 66 kilodaydım ancak şu an 55. Gündeyim ve hala 66 yım. Üzerime yapıştı resmen. Emziriyorum ama süt olsun diye de yemediğim kalmıyor ( tahin pekmez çılgınlığı❗️) bu da emzirmeyle bir birini nötrlüyor sanırım :((

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım