24 Aralık 2016 Cumartesi

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 14. Hafta

14. haftadan herkese selamlar,

Ben Ezgi. Normal şartlarda hamileliği öğrendiğim andan itibaren günlüğü açmak istiyordum lakin işler pek de beklediğimiz gibi gitmediği için biraz geçe kaldım, bu arada da gebeliğimin %33’ünü bitirmiş oldum. 

Ben sanırım ezelden beri çocuk istiyorum. Eğer bu bir içgüdü ise benim kulaklarımdan bile fışkırıyor olabilir, o denli yoğun hissettiğim bir sevgi var çocuklara karşı. Küçükken ne olacaksın sorusuna anne diye cevap veren bir çocuktum. Gerçi bir dönem prenses olacağıma emindim ama genelinde anne olmayı hep istedim. Anne olan prensese kadar varmıştı olay. Ciddi ciddi düşünme ve istemene faslına geldiğimde sadece istemekle kalmadım, çok okudum. Özellikle evlendikten sonraki tarih 2015’i gösterir. Ina May Gaskin, Gülnihal Bülbül gibi doğal doğumu anlatan ve destekleyen kişilerin kitaplarına eriştim öncelikle. Sanırım tersten başlamıştım işe ama doğum konusunda bilgisiz olmak en son istediğim durumlardan biri idi. Sezaryen olursam dünyanın sonu olmadığını ve gerekli yerde hayat kurtardığını biliyorum ama gereksiz yere olmak işte bu bence büyük bir sıkıntı. O nedenle çok okudum; yürümek, esnemek, merdiven in çık, perine masajları, kendimi bilgi ile donattım. Ablam 2014’te Türkiye’de normal, 2016’da Almanya’da doğal doğum yaptı ve ben aradaki farkı da öğrendim. Bizim ülkemizde en normal doğumda bile bir müdahale (epizyotomi, su kesesinin patlatılması, sun sancı gibi) neredeyse zorunlu hale gelmiş gibi, bir kez daha anladım. Buna da gayet razı olduğumu belirtmek isterim tabii.

Konuyu dağıtmadan ilerlemeyi başarırsam, eşimle (Adı Özgür, haftalar boyu eşim demekten kendimi ilk andan kurtarıyorum) bebek sahibi olma fikrine hazır hissettiğimiz zaman önümde bir sıkıntı mevcuttu. Genç kızlığımdan beri regl dönemleri düzensiz biri oldum hep. Bir ay 27 ise öbür ay 34, diğer ay 26 ise sonraki ay 36 günleri buldu. Bu da öyle 14.günde yumurtlarsın genellemesinden beni çok uzak tutuyordu. Konu ile ilgili farklı doktorlara gitsem de aynı cevabı aldım (ki bu cevabı daha çok duyacağız) yapısal. Bir sıkıntı yok ama durum böyle. Ben de blogun takipçilerinden biri olarak hemen ateş ölçme yöntemini okudum, öğrendim. İlk iki ay günlerimi ve tablomu çıkarttım ve ta-ta! günüm çok net ortada idi. Bir sonraki ay mutlu sona ulaşmıştık. Ekim’in ortalarında korkunç bir ağrı belimi, kasıklarımı ele geçirmişti. Canımın tatlı olmadığını baştan vurgulamak isterim, yastığı ısırır hale gelmiştim. Geceden randevu almış, sabah ilk iş doktora gidecektik. Fakat ağrım öyle bir raddeye gelmişti ki dış gebelik ihtimalini kendi içimde kesin görüyordum. Çevremde son yıllarda doğuran çok fazla yakınım vardı, hiçbiri de böyle bir ağrıdan bahsetmemişti. O korkunç internette arama hatasına başvurduğumda neredeyse tamam ölüyorum ben noktasına çoktan gelmiştim. 

Sabahı sabah ettik ve doktora geldik. Orada keseciğimi görünce, bir içim ısındı, tebessümüm arttı ama romantizme çok bağlayamadım çünkü ağrılarım beni öldürüyordu. Doktorum ve bir perina-tolog içeride bir kanama alanımın olduğundan bahsetti, ağrıları hem ona hem de nadiren bazı kadınların yapısal olarak rahim genişlemesini ekstra yoğun hissettiğine bağladı. Evet ben o "bazı kadınlar"dandım. Yaklaşık 4 hafta kadar yataktan neredeyse çıkamadım. Özgür ve en yakın arka-daşımlarımdan biri evden çalıştıkları için bana baktılar bolca. Ben sadece yattım. Bu arada bolca okudum ve okudum. BYBO Blogdaki tüm yazıları okudum, Emzirme Sanatı, Mahallenin En Mutlu Bebeği, Hamileliğinizin İlk Yılında Sizi Ne Bekler (ve devamı), grup içindeki neredeyse geçmişe doğru tüm soru ve sorunları okudum. Okumadığım zamanlarda ya uyudum ya da kafamı dağıtacak program-lar izledim ama hep yattım. İşe gitmeye karar verdiğim zamanlarda küçük çaplı iki kanamam oldu. Ağrılarım epey azaldı ama bu sefer de yatışım bu sebepten devam etti. 

Gel zaman git zaman birinci trimester böylece tamamlandı. İşe hala başlayamadım. Sanırım Ocak ayında gidebileceğim ama doktorum da ben de işi zorla-mama taraftarıyız. Göreceğiz demek istiyorum. Zaten hazırlanmam gereken çok büyük ve zorlu sınavlar (bu da başka haftanın konusu olsun) olduğu için evde kalmayı daha fazla tercih ediyorum yalan yok. Cuma günü randevum var heyecanla bekliyorum, her doktor randevusu ayrı bir macera oldu benim için. İşlerin yolunda gittiğini umuyorum bir de cinsiyeti öğrensek de büyük merak bitse :) 

Haftaya görüşmek üzere...

Ezgi

9 Aralık 2016 Cuma

Özlem'in Normal Doğum Hikayesi

Merhaba BYBO,

Eşimle 2009 senesinde evlendik. Bir sene sonra çocuk istediğimize karar verdik ve doğum kontrol hapıyla korunmayı bıraktım. Bırakmama rağmen hemen hamile kalamadım. Bir sene boyunca çocuk yapma çalışmalarımız devam etti. “Bir problem mi var acaba” diye bu bir sene içerisinde doktora da göründük, problem yoktu. Reglim her geciktiğinde, kan testi yaptırmaya koşuyor, sonuç negatif olunca hüsranla dönüyordum. Tabii bu üzüntülerim neyse ki boşa çıktı ve 2011’in Mart ayında hamile olduğum müjdesini aldım doktorumdan. 

Sevgili doktorum, en başından beri hep destek tam destekti. Hamileliğim boyunca herhangi bir eğitim almadım doğumla ya da bebek bakımıyla ilgili. Sadece bol yürüyüş yaptım. Çok yürüdüm. Dışarı çıkamadığım zamanlar evin terasında tur attım. Sağlığıma zarar vermemek şartıyla hiçbir hareketten kaçınmadım. Rutin yaşamıma devam ettim. Yememe içmeme dikkat ettim. Kontrollerim sorunsuz, problemsiz geçti, her şey yolundaydı. En başından beri sezaryen kelimesini ağzıma bile almadım ve doktoruma herhangi bir aksilik olmadıktan sonra kesinlikle normal doğum istediğimi özellikle belirttim. O da hep, bana güvendiğini ve normal doğum yapabilecek tüm koşulların şu an için (hamileliğimin son haftalarında) var olduğunu söyledi bana. 

17 Kasım 2011 günü. 38. Haftanın içindeyim. Son ayım, o kadar şişmişim ki... Nefes almakta dahi zorlanıyorum artık, ne yan dönebiliyorum, ne sırt üstü yatabiliyorum. Günler de o kadar yavaş geçiyor ki... Doktorum doğumun yaklaştığını söylemişti zaten, bekliyorum işte. Valizim hazır (içinde bebek bezi yok hala). O gece (02 civarı, 18 Kasım) birden uyandım, altım sırılsıklamdı. Baktım, pembemsi bir sıvı. (Banyoya git, dişlerini fırçala, lensleri tak) Eşimi uyandırdım, “kalk hayatım, doğuruyorum ben”. En ufak bir acı, sancı yok ama. Telaşla fırladı canım. Ben önce doktorumu aradım, durumu anlattım, hemen hastaneye gitmemi, kendisinin de geleceğini söyledi. Annemleri, kayınvalidemi aradım, “hastaneye gidiyoruz haydi”. O kadar sakindim ki, arabayı bile ben kullanabilirdim. Özel bir hastaneydi, doktorum aramış, hemen yatışım yapıldı, doğum için gerekli hazırlıklara başlandı. Ben hala ayakta geziniyorum ve hiç sancım yok. Ama bir yandan su gidiyor. (Bu arada nedense hep mandalina yemek istiyorum. Mandalina alın vana diyorum) Odam normal bir hastane odasıydı, ben yatarken annem, eşim, kayınvalidem herkes hep yanımda durdu. Hiç yalnız kalmadım ve bu çok güzeldi bence. Gece 02:30’da yattım ve sabah 10:00’a kadar hiç sancım olmadı. Çatı muayenesinde açılmanın yeterli olmadığını söylediler, sancıya ihtiyaç vardı, doğum başlamıştı. Mecburen suni sancı verdiler (Doktoruma çok güveniyorum ve bunun yanlış bir karar olmadığına inanıyorum). 
Saat 11:00 gibi sancılarım başladı. Açılmanın yeterli seviyeye gelebilmesi için 13:00’e kadar bekledik. 13:00’de doktorum geldi, o normal oda birden doğum odasına dönüştü. Ayakları koymak için çatallar çıktı bi yerden, çocuk doğduğunda yerleştirmek için gerekli teçhizatla donanmış masamsı bir şey geldi, bir sürü hemşire doluştu içeri. Işıklar vs. Doktorum, eşim dışında herkesi dışarı çıkardı. Eşimin kalmasını özellikle istedi ki iyi ki de öyle yapmış, çünkü Masal doğduğunda onun gözlerindeki ışıltıyı görmek harikaydı. Yanımda durdu, elimi tuttu (bir süre kullanamadı tuttuğum elini ), doktorumla çok uyumluyduk biz de. Sancının yaklaştığını haber veriyorum, o bana “ıkınn” diye bağırıyor. Tüm gücümle ıkınıyorum, tüm gücümle eşimin elini sıkıyorum. Yarım saat sonra, 13:26’da kızımın sesini duyuyorum, eşimin gözlerindeki sevinç yaşlarını, doktorumun gülüşünü görüyorum. Bütün acılarım yok oldu, Masal geldi. “Hoş geldin bebeğim” diyorum, bunu bir tek ben duydum sanırım. Ona bakıyorum şimdi, göbeğini kestiler, biraz temizleyip üstünü giydirdiler, birazdan kucağıma verecekler. Kızım kucağıma gelsin diye bekliyorum. Hiç yanımdan ayrılmadı Masal, hep gözümün önündeydi. Kucağıma verdiler, hemen emzirmemi istediler. İşte o emzirmek var ya? dünyanın en güzel şeyi. Bunları yazarken bile gözlerim doldu, o anları yaşıyorum sanki. Memeyi çok güzel kavradı, ilk andan itibaren emdi de emdi. Ve ben onu tamamen normal yollarla doğurdum, bundan dolayı çok mutluyum. Normal doğum sonrası toparlanmam çok kısa sürdü gerçekten. Rutin hayatıma çok çabuk dönebildim. Emzirme konusunda çok şükür bir zorluk yaşamadım. 

Veee 5 yıl aradan sonra tekrar hamileyim. Aslında bu benim için bir başarıdır çünkü ikinci çocuğa çok olumlu bakmıyordum. Son iki senem, yapsam mı yapmasam mı kararsızlığıyla geçti. Yeni bi şehre taşındık ve hamile kaldım. Şu an 4 aylık. İlk hamileliğimde yaşamadığım her şeyi bu sefer yaşadım. Mide bulantıları, aşırı halsizlik vs. Her şey yolunda görünüyor. Yine normal doğum istiyorum ve umarım öyle olacak. İsteyen herkesin bu duyguyu tatması dileğiyle...

Özlem

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım