23 Nisan 2017 Pazar

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 31. Hafta

Güzel günler ümidi ile merhaba BYBO,

31. haftayı devirirken sol kalçam "ah-uh" sesleri çıkartmama neden olacak kadar ağrımaya başladı. Yavaştan kendisini hissettiriyordu fakat son günlerde ağrı hiç geçmez halde. Sanırım doğum yaklaştıkça ağrılar konusunda biraz daha hassas olmaya başlayacağım. Rüyalarım ise aldı başını gidiyor, her gecem ayrı bir serüven. En son kurt adam tarafından kaçırıldım, bunun da ötesi olmaz herhalde! Kabusların yanında bebemi gördüğüm rüyalar da oluyor. Yüzünü net olarak 'görmesem' de kucağımda olduğu rüyalar, o günü keyifli geçirmemi sağlıyor. Sadece keyif değil hem sabırsızlık hem de korku sarıyor o sabahlar beni. Bir yanım hemen 38. - 39. haftalara gelip bebemi kucağa almak istiyor, diğer yanım endişe içinde olabildiğince yavaş geçsin bu zamanlar diyor. Tam bir iç dünya hengamesi... Geçen hafta doktor kontrolüm vardı. Plasentam ile ilgili biraz daha olumlu yaklaşım içine girebildik. Yukarı doğru çıkmaya başlamış fakat hala yanlarda. Durumu daha da netleştirmek için haftaya perinatolog ile görüşeceğiz. Eğer o da ılımlı yaklaşırsa doğal doğum için elimde hala bir şans olacak. Bu da benim keyfimi gerçekten çok yerine getiren bir haber oldu. 


Tüm pozitif enerjimi plasentaya iletiyorum, yukarı doğru alalım kendisini! Doktorum ay sonunu bulmayacaksam araba ile annemin yanına gitmeme izin verdi. Biz de fırsat bu fırsat diyerek hafta sonu "Ayvalık yolcusu kalmasın" dedik. Yol tahminimden yorucu geçmekle beraber 3 gün süren mini tatil bana çok iyi geldi. Temiz hava, kumsalda yürüyüş, taze salatalar, balık, ev yemekleri derken Ege'nin tadını tam manası ile çıkarmayı başardım. Baharda gitmemizin avantajlarını da sonuna kadar kullandık. Daha "yazlıkçı" modu başlamadığı için mekanlar olabildiğince sakindi. Uzun zamandır Cunda'yı bu kadar güzel görmemiştim. 10 15 sene önce gittiğim zamanları hatırlattı bana. Henüz 'keşfedilmemiş' doğal güzelliği ile karşımdaydı. Hamile halimle ne kadar iştahlı bakıyorsam ikramlar da eksik olmadı. İkramlar karşısında 'tatildeyim canım ben' diyerek bir iki kaçamak yaptım, pişman değilim! İçimde kalan tek aktivite denize girmek oldu. Hava gerçekten 22 - 23 dereceleri görseydi tek seferlik deneme yapacaktım fakat 20 dereceyi bile anca görüp, üstüne de Ege rüzgarını yiyince cesaret edemedim. Ağustos'a şunun şurasında ne kaldı diyerek kendimi avutuyorum. 

Geçen hafta yine hızlı bir kararla oda dolap işini bitirmiş oldum. Kayınvalidem geldi, sadece örtüleri yıkama amacı ile işe başladık, tüm işleri hallederek kapıyı kapattık. Yorucu bir süreç oldu ama değdi. Benim gibi kafasında bir iş varken diğer işlere tam konsantre olamayan biri için büyük bir rahatlama da oldu diyebiliriz. Kıyafetler, yatak artık hazır nazır. Hastane çantasını da Mayıs sonu gibi halletmeyi planlıyordum ta ki bu hafta annemle yaşadığımız küçücük olaya kadar. Bir bebek mağazasında zıbın aranırken, benim yaşlarımda bir 'baba' geldi ve alttan çıtçıtlı yenidoğan kıyafeti istedi görevliden. Satıcı elindekileri tek tek gösterecekken, baba aynı telaşla 'Hangisi olursa fark etmez; alttan çıtçıtlı herhangi bir body olur. Beni hastaneden bekliyorlar, doğum yeni oldu' dedi. Bebeğin 2.250 gram, beklenenden biraz erken geldiğini de arada öğrenmiş olduk. Bu da benim çanta hazırlama faslını biraz daha öne almama neden oldu. Büyük ihtimalle birkaç haftaya o işi de bitiririm. Ondan sonra benim yapacağım birşey kalmayacak, doğru zamanda Eren'in gelmesini bekleyeceğiz. 

Üç hafta kadar önce BYBO arkasından yaşanan bir takım olaylar ve bu hafta ülkenin geleceğine yönelik alınan büyük karar (!) benim oğlumla ilgili en kritik konuları düşünmeme neden oldu. Oğlum çok zeki biri olur mu bilmiyorum, büyük işler başaracak mı bilmiyorum, spora / müziğe yeteneği olacak mı onu da bilmiyorum. Fakat ben onun iyi biri olması için herşeyi yapacağım, onu biliyorum. Doğruyu takip etmesi gerektiğini, bunu yaparken körü körüne değil sorgulayarak hareket etmesini, iyinin - hakkın yanında olması gerektiğini, "kötülere / zalimlere" karşı boyun eğmemesini öğreteceğim ona. Emeğe, iyiliğe ihanet etmemesini, edenin de yanında olmaması gerektiğini anlatacağım uzun uzun. Çok para kazanır mı, çok iyi bir mesleği olur mu bilmiyorum da iyi insan olması için çaba sarf edeceğimi biliyorum. Hayvanları sevmesini, doğayı (elimizde ne kaldıysa) korumasını, "erkek annesi" olmanın verdiği sorumlulukla kadınlara karşı "doğru" davranış sergilemesini öğreteceğim. Bu da benim ve eşimin boynumuzun borcu olarak yazılı kalsın burada. 

 Haftaya hem doktor kontrolü hem de doğum semineri var heyecanla beklediğim. Verimli bir seminer ve güzel haberlerle karşınızda olurum umarım. Haftaya görüşmek üzere. 

Sevgilerle 

Ezgi.

3 Nisan 2017 Pazartesi

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 28. Hafta

Merhaba BYBO dostları, 

Bu hafta tam manası ile benim için sakinlik içinde geçti. Kursun bitmesi ile beraber evin tadını çıkarmaya başladım. Kendime günlük program yaptım; ders zamanlarını belirledim. Haftalık yemek listesi ayaladım. Evde yapılması gereken irili ufaklı işleri sıraladım. Yorgunluk durumuna göre onlara da yavaş yavaş el attım. Gerçi bir gün dolap temizliğini biraz fazla abarttım, sonrasında ağrım olduğu vakit kendimi 'nadasa bırakarak' ilerlemem gerektiğini idrak ettim. Fakat sonuçta evde olmanın keyfine tam olarak vardım diyebiliriz. Psikolojik olarak da fiziksel olarak da daha iyi hissettiğim bir hafta oldu. Özellikle tahta sıralardan kurtulmamla beraber bel ağrılarımda da fark edilir bir azalma oldu. Yürürken belime bıçak saplanıyor hissi de böylece yok olmaya başladı gibi. 'Daha dur sen ağrıları bu dönemde göreceksin' diyenlere kulak tıkayarak şimdiki halimin tadını çıkarıyorum. Geçen hafta sonu yaklaşık iki senedir beraber çalıştığımız beslenme uzmanı ve fizyolog olan doktoruma gittim. Kendisi sadece kilo ile değil benim ruh halimle de sağ olsun yakından ilgilenir. Bazı insanlar vardır, sadece konuşması bile size iyi gelir, içinizi açar. İşte o da benim için bu tarz insanlardan. Sanırsınız o kadar kilo alan ben değilim, keyifli keyfli çıktım yanından. Moral, motivasyon tavan seviyede günü geçirdim. 

Son tahlillerime bakarak her gün 30 dakika güneş banyosu yapmamı istedi. Şansıma bu hafta da genel olarak güneşliydi. Unutmadığım günler geçtim balkona, aldım kitaplarımı, bacaklarımı ve kollarımı sıyırdım, yarım saat kadar ev ortamında güneşlenmeyi başardım. Tabii çıktığım saatler öğleden sonra idi. Güneşin doğrudan geldiği saatlerde çıkmamaya özen gösterdim. Ama sanki bebem, babası gibi sıcağı sevecek gibi geliyor bana. Ben sıcağa hiç dayanamam, çok çabuk sıkılırım. Lakin kocam ise Akdeniz insanı. Bebe bu konuda kime çekecek merakla bekliyorum. Doktor uçağa izin vermedi ama araba yolculuğu için bir kere daha zorlamayı düşünüyorum. Annem Ayvalık'ta yaşıyor ve ben ay sonu 3 4 günlüğüne onun yanına gidip, Ege havası almayı çok istiyorum. İstanbul'dan uzak, dingin, kısacık bir tatilin doğumdan önce bana iyi geleceğini düşünüyorum. Hem kendimi anne yanında şımartmak için çok geçerli bir haldeyim. Umuyorum izin verir. 

Yaptığım araştırmalarda öğrendim ki plasentanın rahim ağzını kapamasının üç farklı aşaması bulunuyormuş: Biri tamamen kapama, biri kısmen kapama, diğeri tam kapamıyor arada boşluk var fakat plasenta hemen rahmin üstünde yer alıyor. İlk durumda normal doğum mümkün gözükmüyor, diğer iki seçenekte ise duruma göre normal doğum yapılabiliyor. Benimki hangi aşamada henüz bilmiyorum, yukarı çıkacak diye düşündüğümüzden doktorla hiç bu muhabbetlere girmedik. Haftaya kontrolde yine plasentam aşağıda ise sanırım bu detayları konuşma vakti de gelmiş olacak. En azından biraz daha bilgilendirilme kafamı rahatlatacaktır. 


Bu hafta bebemin en kıymetli oyuncakları geldi. El emeği, göz nuru örgü bebeklerimiz. Kayınvalidemin el işi gerçekten de çok başarılıdır. Gördüğünü bir kalıp şeklinde çıkarmayı başaran insanlardan. Hem kıyafet konusunda hem de bebekler konusunda epey şanslıyım. Bugüne kadar bana örüyordu şimdi sıra bebeme geçti. Özellikle kendisi bazı konularda benden daha hassas olduğu için ördükleri açısından da kafam çok rahat. Batmayan ip, organik ip, boyasız ip gibi tüm detaylara bakıyor. Bana sadece giydirmesi ya da oynatması kalıyor. Bebenin de severek oynayacağı ve giyeceği günleri görelim... Kutsal bir tören edasında bahsedilen bebe doğmadan önce kıyafetlerini yıkayıp ütüleme işini ay sonuna doğru halledeyim diyorum. Gerçi 'yok 34.haftayı bekle, 35.haftayı bekle, tozlanır, kirlenir' gibi yorumlar alsam da kim dolabındaki tüm kıyafetleri her ay baştan aşağı yıkayıp sonra ütülüyor bilmiyorum. Doğuma kadar annem yanıma gelmeyecek, o yüzden ben de iyice şişip rahatsız hale gelmeden o işi de aradan çıkartmak istiyorum. Hele benim gibi ütüden nefret eden bir kişiyseniz, havalar ısınmadan halletmek mantıklı olacak gibi. Neyse ki çok yakın bir arkadaşım o gün yardıma gelecek, bir gün içinde bitirmeyi başarırız böylece. O iş de aradan çıktığında bebek eşyalarına yönelik pek bir işim kalmamış olacak gibi gözüküyor. Bu haftalık da bu kadar. Güzel bir Nisan ayı bizi bulsun. 

Sevgiler,

Ezgi

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım