28 Şubat 2017 Salı

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 22. Hafta

'Hayır'lı günler sevgili okuyucular;

Bu hafta havalar güzel gidecek diye, baharlık - yazlık ne kadar etek ve elbisem varsa (ki hiç pantolonum olmadığını düşünürsek sadece onlar var) döktüm. Heyecanla bir bir denedim, şu süreçte hangisi bana olur diye. Sonuç: Tam bir hüsran. Ben anlayamıyorum, tüm hamileliği boyunca tek hamile kotu alanlar, normalde giydikleri etekleri giyebilenler, kazakları aynı şekilde olanlar uzaylı mı? Yoksa bende mi bozukluk var? Hiçbiri olmadı desem yerdir. Etekler popo hizasında kalırsa kapanmadı ya da lastikleri çok sıktı, elbiselerin sırtı kapanmadı. Yahu ben daha 5,5 aylık hamile iken, bu sürecin sonunda bana ne olacak merak ediyorum. Büyük heyecanlar içindeyim (!) Tabii bu durum evde yine küçük çaplı krize neden oldu; ben söylendim durdum, koca kişisi de yenisini alırız bir şey olmaz diyerek beni sakinleştirdiğini sanarken iyice sinir oldum. Sonuçta baharda ben don - sütyen gezeyim diyorum, çünkü sadece şu süreç için yeni kıyafet alma fikri hem maddi hem manevi beni çok yoruyor. Fena olmaz, hamile hamile sokağa çıkıp bir de donla gezerek yeni bir akım başlatabilirim belki ya da taşlanırım. 
Kilo cephesi böyle devam ederken, bu hafta doktor kontrolüm vardı. Aldığım kilo üzerine pek de konuşmadı bu sefer doktorum çünkü evdeki tartının saklandığını, benim yediklerimin listesini ben ağzımı açmadan koca anlatınca, doktor inandı bu sefer. Hatta bana acımış bile olabilir. Hala umutlu ama kendisi, 16 17 kiloda kalsak yeter diyor. Bense 20'leri çok geçmeyeyim derdindeyim. Onun dışında bebemiz sağlıklı, kritik bir konu hakkında kesin olmayan bir belirti gördü ama bir sonraki randevuya kadar çok da bahsedip canımı sıkmak istemediğimden bu hafta es geçiyorum. 3 hafta sonraki kontrolde netleşir diyerek o zamana atıyorum. Antibiyotik kullanmak zorunda kaldığım bakteriler için de yine vajinal kültür verdim. Sonucunu bekliyorum, umarım vücuttan yok etmeyi başarmışımdır onları da yeni bir iğneye maruz kalmayız oğlumla ben. Hamilelikten önce saçlarım belime kadardı ve ben gayet seviyordum. Ama başlarda ağrılarımın tavan olduğu süreçte, bir kestirsem mi diye fikir öne atıp iki anne tarafından gaza getirilip, gittim omuzların az yukarısında kestirdim. Kestirdiğim günden beri pişmanım. Çok uzun zaman kısa saç da kullanmama rağmen, sanırım kilo aldığım için uzun saçlı olsam daha iyi hissedecek gibi hissediyorum. Şimdi omuzlardan bir parmak aşağıda ve doğuma kadar göğsüme gelir mi diye düşünüyorum. Hani gebelikte çok hızlı uzuyordu saçlar! Benimki bana küstü de iyice yavaşladı gibi geliyor uzaması. Ha gayret diyerek okşamadığım kaldı onları. 

Güzellikten dem vururken değinmeden geçemeyeceğim, ablam bana doğal yağlardan (BYBO'da verilen tariflerden birinden hareketle) vücut kremi yapmış, geçen hafta gönderdi. O nasıl güzel bir kıvam demek istiyorum. Pul pul olan bacaklarıma deva oldu, göbeğime popoma bol bol sürüyorum ki bari çatlamasın diye. Bir de doğal olduğunu bilmenin rahatlığı var ki tadından yenmez :) Bu hafta annem bize geldi gitti. Canımın çektiği yemeklerden yaptırdım, anne yemeği modunda takıldım. Biraz naz yaptım, biraz konuştum, az hazırlık moduna girdim. Başbaşa bir kere dışarı çıktık, yürüdük, yedik. İyi geldi ikimize de. Arada kendime doğum zamanı için lazım olabilecek bir gecelik aldım. Zara Home çok güzel indirme girmişti ve son kalan geceliği aldım. Bol düğmeli, devasa genişlikte dizlerde dümdüz bir gecelik. Aradan bu da çıkmış oldu. 

Bu hafta aynı zamanda ablamdan gelen İKEA yatağı yapmak için hazırlığa giriştik ama 'o da ne vidalarda baya bir eksik var'. İki defa taşındıkları için bir şekilde kaybolmuşlar. Bize mecburi İKEA yolu gözüktü, (normalde satmıyorlarmış) adamlara yalvaracağım bakalım verecekler mi? Kurs iki haftadır, bir önceki dönemlilerin sınavları yüzünden hafta içi akşamları biraz daha rahattı. Lakin güzel zamanlarım bitiyor. Yeni hafta ile beraber bir ay boyunca aralıksız beni nerede bulacağımızı biliyoruz, tahta sıralarda, elimde tost ya da sandviçle! Bel ağrılarım ve kabızlık seviyem bakalım ne raddeye gelecek. Akşamları sırada uyuyakalmasam bari... 

Bu haftalık da haberler böyle. Gelecek hafta görüşmek üzere. 

 Sevgiler Ezgi.

17 Şubat 2017 Cuma

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 21. Hafta

Merhaba BYBO okuyucuları, 

Bu hafta birbiri ile bağlantılı rahatsızlıklar ile uğraştım. İlki kabızlık ve buna bağlı gaz ağrısı diğeri ise iyice artan kasık ağrıları. Beni baya baya yordu hafta sonu kadar bu ağrılar. Cuma günü bebeğin kalbi için genel bir kontrol vardı ona gittiğimizde hocaya da sorularımı hemen yönelttim. Kabızlık için bildiğimiz öneriler dışında bir seçeneğim yok ama kasık ağrısı canımı sıkmadı değil. Gazın sıkıştırması da olabilir, bir ay önce dirençli mikroplara karşı kullandığım antibiyotik yeterli gelmemiş de olabilir. Yine idrar ve vajinal kültür vereceğim. Umuyorum temiz çıkar, biraz daha ilaç kullanmak gerçekten çok can sıkıcı olacak benim için. Kiloma hala bakmadım korkuyorum, ay sonu doktor kontrolünde göreceğim galiba. Fakat bir buçuk ay sonunda babamla görüştük ve bana ilk tepkisi 'şiştin mi sen' oldu. O yüzden pek de umutlu olduğumu söyleyemeyeceğim, genel olarak da karından ziyade basenlerdeki genişlemeyi ima etmiş oldu. Neyse sağlıklı beslenmeye ve pilatese devam. Es kaza kendimi salsam vinçle taşıyacaklar sanırım beni... 


İsim konusuna sonunda açıklık getirmiş bulunuyoruz. Hem benim ilk seçeneklerimden olan hem de kocamın içine sinen isme ulaşmaya başardık. Sahip olduğumuz kültür ve değer yapımızla pek uyumlu bir isim seçtik, aile büyüklerinin de bundan mutlu olacağını varsayıyorum, teyzesi ilk andan beri destekliyordu bu ismi. Oğlumuzun adı, ismi ile yaşasın Eren. Sağlıkla sıhhatle gelsin... Koca kişisinin iş yoğunluğu nedeni ile sosyalleşmek adına birşey yapamıyoruz. İzin günü yok, kendi sitesini yönetiyor, gündüz ya da akşam da yok. Bu sebepten belli durumlar (hastane, beni akşamları kurstan almak vb) dışında iş başından kalktığı söylenemez. İkimiz de tüm gün evdeyiz ama herkes kendi köşesinde çalışıyor, yemek saatlerinde buluşuyoruz. Ki zaten yalnız değiliz, evde beraber çalıştığı çok yakın arkadaşım da var. Fakat yakınlarımdan da bildiğim gibi çocuk olduktan sonra başbaşa geçirilen zaman en azından ilk seneler tamamen yok oluyor, "sosyalleşmek mi o ne" moduna giriliyor. Bunu bildiğimden geçenlerde isyan bayrağını çektim ve doğuma kadar mümkün mertebe iki haftada bir akşam vakti 2-3 saat için telefon ve bilgisayardan uzak bir şekilde evde ya da dışarıda fark etmeksizin birlikte zaman geçireceğiz. Bunun üzerine ilk denememizi yaptık ve çok uzun bir zaman sonra sinemaya gittik. Ama oğul, sanırım yüksek sesten pek hoşlanmadı, çünkü bol aksiyon dolu sahnelerde beni dürtüp durdu. Neyse ki sahneler çok uzun değildi, çıksak mı diye bile düşündüm bir an. Bir sonraki zamanımızı daha sakin bir aktiviteye (koltukta yayılma oy birliği ile önde) ayıracağız gibi gözüküyor. 

Bu hafta bebeğin beşiğinin duracağı odayı boyattık, kokusu iyice gitsin diyerek erkenden çıkardım aradan. Eski rengine boyattım, hafif koyu gri diyebilirim. Çocuk / bebek oda takımlarını sevmiyorum. Hem maddi olarak bence çok ağır ücretlere sahip hem de genel tarzları bana uymuyor. Onun yerine parça parça eşyalardan ve genel aksesuarlardan oda yapmak benim için daha keyifli olacak. Odada önceden kalma ve az kullanılan büyükçe bir gömme dolap, kırmızı şifonyer ve kullanılmamış İKEA model siyah bir yatak / koltuk bulunuyor. Şimdi oraya ablamdan gelen ve 4 - 6 ay sonrası için kullanılacak beşik gelecek. Biraz çocuk kitapları, dekoratif birkaç duvar süsü ile oda hazır olacak. Ki benim gibi tasarım, dekorasyon işlerini seven biri için çok keyifli olacak bu süreç. İleride, hazırladıktan sonra odayı fotoğrafını sizlerle paylaşırım. 

Bu haftalık da bu kadar. Haftaya görüşürüz. Herkese sevgiler, havalar ısınacakmış, bol yürüyüşlü bir hafta olsun :) 

Ezgi.

12 Şubat 2017 Pazar

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 20. Hafta

Merhaba BYBO dostları; 

Bir haftayı daha sağ salim tamamlamış bulunmaktayım. Bu hafta bel ağrılarım gerçekten beni çok yormaya başladı. Daha bu tarz ağrılar için erken olması gerekmiyor mu? Benim ise kuyruk sokumumda rahatsız edici bir ağrı mevcut. Özellikle sabahları uyandığımda inceden ağrı saplanıp kalıyor. Pilates yaptığım günler ağrı kesinlikle çok daha az hissediliyor ama ne zaman ki kurs ya da spor olmuyor ve ben tüm gün ders çalışıyorum o gün sandalye gazabına uğruyorum. Aralarda ev içinde de olsa kalkıp yürümem gerektiğini biliyorum ama bazı günler gerçekten hamile olduğumu tamamen unutuyorum. Sonra acısı böyle güzel çıkıyor işte… Kursta sadece fiziksel değil zihinsel olarak da zorlandığımı hissediyorum. Çabuk uykum geliyor, dikkatim dağılıyor, okuduğumu bazen anlamak da çok zorlanıyorum. Bunlar da beni stres ediyor, stres oldukça omuzlarım kasılıyor… Derken tam bir kısır döngü içine giriyorum. 1,5 ay kaldı sadece ama en zorlu süreci de şimdi başlıyor. 


Haftanın her günü olacak, saatler iyice uzayacak. hem fiziksel hem zihinsel
yoğunluk artacak. Nisan ayından itibaren de benim kurs dışı eve tamamen kapanıp ders çalışmam gereken süreç başlayacak. Sanırım 34. 35. haftalarda ders çalışmaya çok mecalim olmayacaktır. O nedenle Mayıs ortasına kadar aktif çalışma tempom devam etmeli gibi gözüküyor. Bebeğin cinsiyetinden de emin olduğumuza göre artık isim arayışı hız kazandı. İşin aslı benim aklımda isimler mevcut ama kocam ekmek seçerken bile düşünen bir insan olduğu için haftalardır düşünüyor. Düşünüp bana alternatifle gelse gam yemeyeceğim, o da yok. Sadece düşünüyoruz. Ama artık seçim aşamasına geldik (cebren ve hile ile), ya benim öne sürdüğüm isimler üzerinden ya da kendisinin sunacağı yeni isimler üzerinden kararı vereceğiz. Haftaya net olarak oğlumun ismini sizlerle paylaşabileceğimi umuyorum. Bu hafta doğum eğitimlerini araştırdım epey. Nerede veriliyor, ne kadar sürüyor ve en önemlisi ücretleri ne kadar. Ne yazık ki genel durum benim bütçemi aştıkları yönünde. Aslında hastanenin verdiği uzun soluklu ücretsiz bir eğitim var ama o da hafta sonu gündüz saatlerinde. Tam da benim kursun olduğu saatlere denk geldiği için bana uymuyor. Nisan ayında tekrarı gerçekleşirse ona gideceğim. Öbür türlü kitaplara, deneyimlere, bloglara güveniyorum bir de içgüdülerime diyelim. 

Doğum eğitiminden ziyade doula ya da ebe ile çalışabilmeyi çok istiyorum. İlk olarak ay sonu doktor ziyaretinde, bu konuyu bir gündeme getireceğim. Doktorun genel tepkisini merak ediyorum aynı zamanda doğum tercihleri ile ilgili ilk konuşmamız olacak. O yüzden benim için heyecanlı bir görüşme olacağı kesin. Sigortam yüzünden sadece tek bir hastane serisinde doğum yapabileceğim için seçeneklerim çok fazla değil. Umuyorum verimli ve keyifli bir konuşma olacaktır. Doula desteğine geri dönersek, doğum anında ne yapılacağını, beni nasıl rahatlatabileceğini, masajdan anlayarak ağrıları az da olsa ne şekilde hafifletebileceğini bilen bir kişinin fikri bana aşırı güzel geliyor. Ama burada da işin maddi boyutu ortaya çıkıyor tabii. Stajyer ya da gönüllü doulalar olduğunu öğrendim, umarım ben de onlardan biri ile bir araya gelmeyi başarırım. Böylece eğitime gidemesem de genel olarak bilgi alabileceğim, birebir çalışabileceğim biri olur. Her anlamda benim için pozitif bir değer olacağı kesin. 

Bakalım, zaman karşıma bir doula çıkaracak mı? Heyecanla bekliyorum. Bu haftalık da benden haberler böyle. Herkese çok güzel bir hafta diliyorum. Güneşli aydınlık günler bizimle olsun. Haftaya görüşmek üzere...

Sevgiler,

Ezgi

4 Şubat 2017 Cumartesi

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 19. Hafta

Merhaba BYBO dostları, 

Bu haftaki gündemimizin ana maddesi detaylı ultrasondu. İnce ince her bir organa, el parmaklarına kadar bakılması ve benim bunu görmem gerçekten de çok garip bir his. Daha doğrusu hem güzel hem de ürkütücü. İçimde varolanın bebek olduğunu tabii ki biliyorum ama o kadar detaylı görmek gerçekten değişik. Eşimin dediğine göre burnu bana benziyormuş, nasıl seçebildi emin değilim ben ayak ve el dışında baya uzaylı izler gibi izledim. Toplamda 40 dakikaya yakın süren işlemi - bebek farklı pozisyona girsin diye iki kere de girdim - şükür sıkıntısız atlattık ve bu arada bir kez daha emin olduk; oğlum geliyor. Bebeğin hareketlerinin gaz sancısına benzeyeceğini çok duymuştum ya da kelebek kıpırdaması gibi tabirleri. Başlarda karıştırma bile olabiliyormuş, emin olamama durumları. Lakin benim gibi 5 sene kadar ciddi mide rahatsızlıkları ve gaz sıkıntısı yaşayınca aradaki fark o kadar belirgin oluyor ki… Bu kadar gaz ağrısı çekmemin günün birinde bana olumlu dönüşü olacağını biliyordum (!) 


Oğlumun hareketlerini bir süredir hissediyordum ama genel kanıdan dolayı acabalar havada uçuy-ordu, fakat artık biliyorum; doğru şeyi hissediyorum. İlk hissettiğimde ve sonrasında kendi içinde duygusal edaya bürüneceğime o kadar emindim ki mevcut halime ben bile şaşırdım. Ne kadar ilginç olduğunu düşündüm, ne kadar mucizevi olduğunu, bana tepki verdiğini, büyüdüğünü, iletişim kurmaya başladığımızı… Ama o hassas moda hiç girmedim. Neyse ki giremedim, normal yapım çok duygusal olduğu için bazı olası tepkimlerimden korkuyordum bu süreçte. Fazla duygusal-laşacağımı, kendimi kaptırıp henüz zamanı olmadan yapmamam gereken şeyleri yapacağımı (misal odasını çoktan hazırlamak gibi), herşeyi o “hassas” anneler gibi yaşayacağımı düşünüyor-dum. Neyse ki bu kadar fazla okuma, kitaplar, makaleler, yakın çevremdeki iki anne ve #BYBO sayesinde olaylara sadece kalben değil biraz daha bilinçli bakmayı başarıyorum. Bu da anneliğin bana kattığı ilk güzelliklerden biri olarak burada dursun. 

Karnım dışarıdan belli olmaya başladıkça, halkımızın garip elleme güdüsü ile karşı karşıya kalma-ya başladım. ‘Neden hiç tanımadığın birinin tuvalette karnını okşarsın arkadaş’ demek istiyorum, olmuyor, içimde patlıyor. Bu hala benim bedenim, bebek içeride. Velev ki bebek, yahu işte gidip izinsiz sevmek, kucaklamak o kadar normal ki bu da normal geliyor. Benim o an karnımın ellen-mesinden rahatsız olabileceğim akla gelmiyor. Hatta tepki göstersem terbiyesizlikle suçlanacağım kesin. Ki karnım daha küçük, bunun son ayları da olacak. Ben ablamın bir kere durduk yere karnını okşamadım ki içeridekiler benim yeğenlerimdi. O ne zaman dedi gel, hissedersin o zaman elledim. Adı üstünde ellemek arkadaş bu! Benim gözümde bu durum, bizim halkın (kadın - erkek fark etmeden) bebek üzerinde söz hakkı sahibi olduğuna inanmasından kaynaklanıyor. Herkesin bir fikri var ve kendi fikrini size hamilelikten itibaren dayatmaya çalışıyor. Doğal doğum çok acılı, sezaryen çok kötü, çok ye, az ye, biz halı yıkıyorduk, biz de hamile kaldık, yeni nesil çok nazlı… 

Şimdiden başlıyor, ileride de çocuk üşüyor, sütün yetmiyor, gazın var, ayaklarını üşüttün ile devam ediyor. Sadece yakınlar değil, sokaktaki teyze de konuşmayı kendisinde hak görüyor. Daha da vahimi size sormadan fiziksel temasla be-beğinizi sevmeyi de. Merakla bekliyorum, doğum sonrası daha ne gibi benzer olaylar beni böyle sitemkar edecek. İki haftadır beklediğim ablamın yollayacağı kıyafetler geldi, anneler de boş durmadı birkaç parça tulum tarzı kıyafet aldı. Sanırım ilk aylar için yeterli sayıya geldik, hatta bana kalırsa fazla bile olabilir ama tecrübelere de bu noktada güvenmek şart. Bu haftalık da benden bu kadar. Az kilo almayı başardığım, sporu aksatmadığım, kursta bel ağrılarından kıvranmadığım bir hafta bana, benzer sağlıklı günleri de sizlere diliyorum. 

Gelecek hafta görüşmek üzere...

Sevgiler.

Ezgi

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım